Hamilelik alerjisi nedir, belirtileri nelerdir

Hamilelik alerjisi nedir, belirtileri nelerdir?

Hamilelik alerjisi; Hamilelik dönemindesiniz ve alerjik reaksiyonları hissediyorsunuz vücudunuzda… Paniklemeyin, çünkü daha önce hiç yaşamamış bile olsanız hamileyken birçok alerjik belirtilerle karşılaşabilirsiniz.

Hamileyken en çok alerjik astım ve alerjik rinit denilen alerji türleri görülüyor. Boğaz ve burunda kaşınma, koku ve tat almada değişkenlik, geçmeyen bir boğaz ağrısı ve kuruluğu, gözlerde ıslaklık, ateş ciltte kızarma ve burun akıntısı gibi herkeste farklılık gösterecek bazı belirtilerle karşılaşabilirsiniz.

Ciltte bazı kabarmalar ve lekelenmelerde yine alerjik reaksiyonlardan bazıları. Bu durumlarda hemen kendi doktorunuz ile görüşmeli ve onun önerisi ile sizi rahatlatacak alanında uzman bir doktora gitmelisiniz.

Hamilelikte alerjik testlerin yapılması genellikle önerilen bir durum değil. Ama kan alma yolu ile yapılabilecek testleri deneyebiliyorsunuz bazı durumlarda. Bunun için doktorunuzun önerilerine kulak vermelisiniz.

Gebelikte görülen alerjik rahatsızlıklar çoğunlukla etkilenen organa yönelik birtakım bulgular verir. Alerjiden cilt etkileniyorsa ciltte belli bir bölgede kızarıklık, kaşıntı, kabarma gözlerde batma ve sulanma, burunda salgı artışı, burunda kaşıntı, burun tıkanıklığı, akciğerlerde nefes darlığı atakları veya sindirim sisteminde ishal, bulantı, kusma şeklinde belirtiler gösterebilir.
Nefes darlığı, dilde ve solunum yollarında ödem gibi acil müdahale gerektirecek boyutta alerjik reaksiyonlar nadir de olsa olabilir.
Genel olarak atopik dermatit, egzama, ürtiker, alerjik konjunktivit, alerjik rinit, alerjik astım, gıda alerjisi, penisilin alerjisi olarak bilinen durumlar gebelikte de görülen alerjik hastalıklar olarak kendilerini gösterebilir.
Hamilelikte alerji tedavisi
Alerjik hastalıkların tedavisi için kullanılan ilaçlara ait güvenlik kategorilerine göre doktorun seçtiği ilaçlar verilen dozda ve tam zamanında alınırsa herhangi bir problem yaşamadan hamilelik süreci geçirilebilir.
Cildi etkileyen reaksiyonlarda cilt yüzeyine uygulanan kortikosteroider ve antihistaminik ilaçlar güvenlidir. Yapılan çalışmalar ile kortikosteroiderlerin sistemiklerden daha az yan etkiye sahip olduğu ortaya konulmuştur ve hamilelikte uygun dozlarda kullanabileceği kanısına varılmıştır.
Topikal antihistaminiklerin alerjik deri hastalıklarında kullanımının çok faydalı olduğu bilinmektedir. Ancak dermatologlara göre gebelikte bunun yerine sistematik antihistaminiklerin alerjik deri hastalıklarında kullanım çok faydalı değildir. Alerjik rinit bulguları olan gebelerde özellikle antihistaminik kullanımı daha uygundur. Alerjik rinit bulguları olan gebelerde özellikle antihistaminikler, kortikosteroider kullanımı tercih edilir. Özellikle burun içine uygulan bu tip ilaçlar güvenli olarak kullanılabilmektedir.
Hamilelikte alerji testi
Hamilelikte alerji testleri ve bu testlerin pozitif çıkması durumunda izlenen tedavi yöntemleri tercih edilen uygulamalar değildir. Hekimler bu tür test ve tedavileri gebelik sonrasına bırakmayı tercih eder. Çünkü alerji testleri genellikle sistemik etkilere sahiptir. Gebelikten önce başlanan bir alerji testi varsa gebelik döneminde de bunlara devam edilebilir. Ancak bu tedavinin uzman hekim gözetiminde yapılması şarttır.

Erken doğum ve düşüklerin sebebleri

 

Servikal yetmezlik yani rahim ağzı yetmezliği düşüklerin en önemli sebebi. Erken doğumların içinde de önemli bir grubu rahim ağzı yetersizlikleri oluşturmakta. Rahim ağzı yetmezliği tanısı, hastanın hikâyesi ve ultrasonografi sonucuyla öğrenilmektedir. Çünkü rahim ağzı yetmezliği, günlük hayatta herhangi bir belirti göstermiyor. Ancak hamileliğin başlamasıyla birlikte kendini belli eder.

Erken doğum ve düşüklerin en önemli nedeni
Servikal yetmezlik, rahmin gebeliği devam ettirecek yeterliliğe sahip olmaması olarak da tanımlanabilir. Rahim, ağrısız olarak açılır ve gebelik düşükle sonlanabilir. Bazen de erken doğuma neden olabilir. Anne, fetüs sağlığı ve genel toplum üzerine olan etkilerinden dolayı erken doğumu erkenden tanımak, tahmin etmek, engellemeye çalışmak çok büyük bir önem taşımaktadır. Dünyada her yıl 13 milyon “prematüre bebek” doğmakta ve bunların nerdeyse 1 milyonu henüz 1 yaşına girmeden kaybedilmektedir.

Rahim Ağzı Yetmezliği Dikkate Alınmalı
Erken doğum eylemi içinde önemli bir grubu da rahim ağzı yetersizlikleri oluşturmaktadır. Rahim ağzı (serviks) yetmezlik tanımlaması, hikaye ve ultrasonografi bazlı yapılabilmektedir. Sadece hikaye bazlı tanımlamada, rahim ağzının ağrısız olarak açılması sonucu tekrarlayan 2.trimester kayıp ve düşükleri olarak tarif edilebilir, Burada kayıpların en az 2 tane olması ve 28. gebelik haftasından önce oluşmasının dikkate alınması gerekmektedir. Bir başka tanı da ultrasonografik rahim ağzı ölçümüne dayanmaktadır. Bu grupta rahim ağzının 24. gebelik haftasından önce 25 mm altında olması veya muayenede rahim ağzında ileri “progressif değişiklik” gözlenmesi gerekmektedir. Bu grupta hikayede 14-36 gebelik haftaları arasında 1 ve birden fazla gebelik kaybı olmalıdır. Rahim ağzının 25 mm altında olduğu durumlarda, geçmişinde kayıp olmayan hastalarda şayet rahim ağzı yetmezliği için önemli başka bir risk faktörü varsa yine tanı kapsamı içine alınabilirler.

Rahim Ağzı Yetmezliği Hastalarında Artış Var!
Rahim ağzı yetmezliği tanısında vajinal yoldan ultrasonografik olarak rahim uzunluğu ölçümü yönteminin uygulamaya sokulmasıyla tanı koyulan hastalarda artış olmuş ve toplumdaki sıklığı yüzde 2-5’lere kadar yükselmiştir. İleri yaş gebelikleri, çoğul gebelikler ve geçmişte rahim ağzına LEEP, soğuk konizasyon ve ardışık histeroskopiler uygulanan hastaların eskiye göre daha fazla gebe kaldığını belirtebiliriz. Bu nedenle de rahim ağzı yetmezliği görülen hastalarda artış olduğunu kaydediyor.

Doğru Tedavi Sağlıklı Bebekler
Geçmişinde erken doğum yapan hastalara sonraki gebeliklerinde uygulanacak progesteron tedavisi, ardışık transvajinal yoldan yapılacak rahim ağzı uzunluğu ölçümleri ve kısalan servikslerde rahim ağzına atılacak servikal serklaj denen rahim ağzı dikişi ile uygun hastalarda yüksek oranda başarı sağlanmakta ve sağlıklı bebek doğurma şansları artmaktadır.

Enfeksiyon Bulgusu Varsa Dikiş Atılamaz
Serklaj işlemi; fiziksel muayene, hastanın hikâyesi ya da ultrasonografik bazlı incelemelerde saptanan açıklığa bağlı olarak atılabilmektedir. İşlem öncesi hastaların monitörize edilip rahimde ağrı olmadığının saptanması, işlem öncesi rahim ağzından alınacak kültürler ile rahim ağzı enfeksiyonunun ekarte edilmesi, ayrıca annede şayet aşikar veya gizli enfeksiyon bulguları bulunuyorsa servikal serklaj atılmaması gerekmektedir.

Karından Dikiş Tedavisi Tedavi Şansını Artırıyor
Geçmişinde vajinal yoldan servikal serklaj atılan ve başarısızlıkla sonuçlanan, rahim ağzı deforme olmuş, nedbe dokusu nedeniyle zarar görmüş ve teknik açıdan etkin vajinal yoldan serklaj atılamayacak grup ile rahim ağzı kanser öncüsü ve kanser gibi nedenlerle alınmış olan grupta karından; yani abdominal yoldan dikiş atılması tedavi şansını artırmaktadır. Kapalı yolla; yani laparoskopik olarak abdominal serklaj atılması; hastanede kalış süresinin kısa olması, ameliyat sonrası ağrının minimal olması ve hastaların çok kısa sürede normal hayatlarına dönebilmesi gibi avantajları bulunmaktadır.

Serklaj Yöntemi Herkese Önerilmiyor
Rahim ağzı açıklığı oluşmuş hastalarda aktif doğum ağrısı, kanama ve su gelmesi gibi dikiş atılmaması gereken durumlar da olabilmektedir. İkiz gebeliklerde birinci bebeğin doğumundan sonra ikinci bebeğe yaşam şansı tanımak amacıyla literatürde bazı yüz güldürücü vakalar olsa da genel olarak anne ve bebekte oluşabilecek ciddi enfeksiyon riski nedeniyle bu uygulamalar günümüzde önerilmemektedir

Gebelikte folik asit ve önemi

Gebelikte folik asit ve önemi

9 ay boyunca anne karnında yaşayan minicik bebeğinizin, sizinle aynı kalitede ve seviyede beslenmesi gerekmektedir. Peki, alanında uzman olan doktorların folik asidi özellikle tavsiye etmelerinin sebebi nedir?

Folik asit, B grubu vitaminlerinden biri olmakla birlikte bebeğin gelişiminde büyük rol oynar. Folik asit yeşil yapraklı sebzelerde, mercimekte, cevizde, fındıkta, yumurta sarısında, kuru fasülyede ve ayçekirdeğinde bulunur. Ancak hamilelik döneminde sadece besin kaynakları tüketerek değil, dışarıdan takviye şeklinde de kullanılması gerekir. Eğer kullanılmazsa, bebekte anomali riskinin artmasına sebep olabilir.

Folik asit hücre büyümesi, bölünmesi ve oluşan DNA hasarlarının onarılması açısından oldukça büyük rol oynar. Bebeğinizin, karnınızda sağlıklı bir gelişim süreci geçirmesi için sadece hamilelik döneminde değil, hamile kalmadan 3 ay kadar önce folik asit kullanmaya başlanmalıdır. Yani ne zaman hamile kalınacağı bilinmediği için hamilelik planlayan herkesin o andan itibaren folik asit tüketmesi, ileride bebek gelişimi için en mantıklı adım olacaktır.

Hamilelik süresince folik asit kullanımı, minimum ilk 3 ayın sonuna kadar kullanılmalıdır. Günde 0.4 mg folik asit kullanımı, anne karnında gelişen bebeğin omurga ve beyin ile ilgili doğumsal kusurlara karşı koruyacaktır. Aynı zamanda vücutta protein sentezi, hücre çoğalması ve kemik iliğinin görevini eksiksiz bir şekilde yerine getirmesinde öncüdür.

Gebelikte vücudun ihtiyacı olandan çok folik asit ihtiyacı artar. Bu sebeple de gebelik öncesinden başlayarak, minimum ilk 3 ay sonuna kadar her gün folik asit tüketilmesi gerekmektedir. Daha fazla bilgi edinmek için doktorunuza başvurmayı unutmayın.